Fransız Açık’ın ilk haftası, iki büyük sürprizin yanı sıra sahada aşırı sıcaklıklar nedeniyle çöküş yaşayan oyuncularla da dolu geçti. Avrupa’da bu döneme göre sıcaklıklar oldukça yüksek olsa da, yaz ortasında Sahra Çölü gibi değil. Yine de bir ball girl, Pazartesi bir birinci tur maçında neredeyse bayıldı; erkek oyuncu Jakub Mensik ise Perşembe günü beş setlik bir maçın ardından kırmızı çim üzerinde çökerek “vücudum tamamen kapandı” dedi.
Oyuncular, set aralarında gölgede oturup baş ve omuzlarına buz torbası koyarak ısıyla mücadele etmeye çalışıyor. Sıcaklığın neden bu kadar zorlayıcı olduğunu tam olarak anlamak için, “wet bulb globe temperature” (WBGT) adı verilen daha az bilinen bir ölçüte bakmak gerekiyor. Bu ölçüt, “sıcaklık değil nem” atasözünün geliştirilmiş bir versiyonu olarak, insan sağlığı üzerindeki ısı etkisini daha doğru değerlendiriyor.
Avrupa’da sıcaklıklar, 90-95°F (30-35°C) aralığında seyrediyor; bu durum “heat dome” adı verilen, sıcak havayı hapseden yüksek basınçlı bir bölge sayesinde oluşuyor. WBGT ise sıcaklık, nem, güneş ışınımı ve rüzgar gibi birden fazla çevresel faktörü bir arada değerlendiriyor. Texas Health Presbyterian Hospital Dallas’tan postdoctoral araştırmacı Rachel Cottle şöyle diyor: “Çevrenin ne kadar stresli olduğunu değerlendirirken bu değişkenlerin hepsini hesaba katmak, ısıyla ilişkili hastalık riskimizi doğru ölçmemiz açısından kritik.”
WBGT 86°F (30°C) seviyesine ulaştığında, terin buharlaşma hızı düşer ve insan vücudu riskli bir bölgeye girer. Cottle, sağlıklı genç bireylerin 88°F (31°C) civarında bile sorun yaşamaya başladığını gösteren çalışmalar yapmış. Sporcu olmayan kişilerde bu sınır daha düşüktür; ancak sporcuların daha iyi kardiyovasküler sistemi ve ısıya alışık olmaları, onları daha dayanıklı kılar.
Su soğukluğuyla gölgede dinlenmek, vücut sıcaklığını düşürerek riskleri azaltabilir. Araştırmacı Kat Fisher, “Sporcular ve fit bireyler daha fazla terler, bu da daha hızlı soğumalarını sağlar. Terleme başlaması da daha erken olur, yani soğuma süreci daha çabuk devreye girer” diyor. Yine de her ne kadar sporcular daha verimli terleyenler olsa da, yeterli dinlenme ve soğutma imkanı olmadığında ısı çarpması ve kardiyak sorunlar riski artar.
Fransız Tenis Federasyonu, Roland Garros kortlarında WBGT ölçebilen iki termometre bulunduruyor ve belirli bir eşik aşılırsa set aralarını uzatmayı veya maçı iptal etmeyi planlıyor. Şu ana kadar kortlarda ölçülen WBGT bu seviyelere ulaşmamış, ancak bazı maçlar gölgesiz alanlarda günün en sıcak saatlerinde oynanıyor. Isı dalgasının şiddeti artmaya devam ederken, önümüzdeki günlerde sıcaklıkların daha da yükselmesi bekleniyor.
Wimbledon, Avustralya Açık ve US Open gibi diğer Grand Slam turnuvaları da oyuncuların daha uzun dinlenme ve soğutma imkanı bulması için ısı protokolleri geliştirmiş; hepsi WBGT ölçümlerine dayanıyor. 2017’de yayınlanan bir araştırma, kuzey yarımküredeki birçok bölgenin önümüzdeki 20 yıl içinde bugünkü WBGT seviyelerini normal olarak yaşayacağını öngörüyor. Sonraki küresel analizler, Kuzey Hindistan, Çin, Kuzey Avustralya, Afrika, Orta Amerika ve Güneydoğu Asya’nın WBGT’de “orantısız artış” göreceğini belirtiyor. Bu zaten sıcak bölgelerde, soğutma imkanı olmayan ya da dışarıda çalışan milyarlarca insan, aşırı sıcağa karşı en savunmasız durumda.
95°F (35°C) WBGT seviyesine uzun süre maruz kalmak, insanın dayanabileceği üst sınırdır; bu seviyede ter buharlaşmaz ve hayati risk ortaya çıkar. Şu ana kadar dünyanın en sıcak bölgelerinde bile bu seviyeye ulaşılmamış olsa da, Roland Garros’ta yaşananlar, gelecekte iklim değişikliğinin spor etkinliklerine ve genel olarak insan yaşamına nasıl etkiler getireceğinin bir ön göstergesi.
Yorum Yap