Chi-Hua Chien, iki on yılı aşkın süredir girişim sermayesiyle çalışıyor fakat davranışları kültürel antropolog bakış açısıyla değerlendiriyor. Goodwater Capital’in kurucu ortağı olarak tüketici ve prosumer teknolojilerine odaklanan bir portföy yöneten Chien, eğlence, sağlık, fintech ve canlı deneyim alanlarında MIDI Health, Fever ve Monzo gibi şirketlere yatırım yaptı. 27 yaşında Accel’de associate iken Harvard’dan çıkan altı kişilik bir ekip olan The Facebook’u keşfeden kişi olarak, insan davranışını ölçekli okuma yeteneği onun, Amerikalıların sosyal hayatlarıyla finansal verilerini aynı uygulamaya güvenemeyecekleri ve en gelişmiş AI model ile akıllı telefonda çalıştırılabilir model arasındaki farkın iki yıldan üç aya düşeceği öngörülerini şekillendiriyor.
Günümüzde Chien, pek çok risk sermayedarisinin içten düşündüklerini sesli bir şekilde dile getiriyor: model katmanının metalaşması hâlihazırda başladı ve AI çağına kazananlar, AI satışı yapan şirketler değil, bu altyapıyı kullanan uygulama geliştiricileri olacak. Son zamanlarda kurucu ve yatırımcıların VC’lere yönelik eleştirileri artıyor; bu durum, politikadaki memleşme trendinin iş dünyasına da yansımaları ve piyasanın belirli bir doruğa ulaşmasının bir işareti olarak görülüyor. Büyük firmalar artık dikey entegrasyon sayesinde ortaklık aramadan tek başına yeterli sermayeye sahip olduklarından, diğer yatırımcılarla ilişki sürdürme zorunluluğu azaldı.
Hızlı takip turları, yani bir değerleme üzerinden büyük bir tutar yatırım yapıp, haftalar sonra daha yüksek bir değerlemeyle ek yatırım alarak başlıktaki rakamı şişirme uygulaması, yeni bir fenomen değil. Şirketler artık üç ila altı ay aralıklarla yeni turlara giriyor ve değerlemeler hızla değişiyor. Bu durum, pazarlama aracı olarak değerlemelerin agresifçe kullanılmasını, yetenek çekmeyi ve rekabeti engellemeyi amaçlıyor. Talebin arzı çok aştığı bir ortamda, bir yatırımcı fiyat belirleyip finansmanı tamamladıktan kısa bir süre sonra hâlâ talep kaldığından, şirket yeni bir turda daha yüksek bir fiyat isteyebiliyor.
Altyapı şirketlerinin metalaşması ve uygulama şirketlerinin değer yaratımının büyük kısmını ele geçirmesi geçmiş döngülerde de görülmüş bir trend. Kişisel bilgisayar, web ve mobil dönemlerinde altyapı şirketlerinin pazar değeri 2000 yılındaki zirveyi gerçeğe dönüştürürken, uygulama şirketleri yeni değer yaratımının %88’ini sağladı. Google’ın AI abonelik ürününün fiyatını 7,99 dolardan 4,99 dolara düşürüp depolamayı iki katına çıkarması, fiyat rekabetinin yeni bir aşamaya girdiğini gösteriyor; yapılandırılmış avantajları olan firmalar artık hizmetlerini paketleyerek ortalama tüketiciye daha uygun fiyatlarla sunabiliyor.
Kişiselleştirme, bir sonraki kazanım dalgasının belki de temel ayırıcısı. Hipersonalizasyon, müşteri memnuniyeti, derin etkileşim ve zaman içinde daha yüksek ortalama gelir getirir. Portföyündeki eğlence şirketleri, kullanıcıların “bu bir AI uygulaması” değil “bir eğlence uygulaması” olarak algılamasını sağlıyor; AI sayesinde deneyim daha özelleştirilebilir ve kişiselleştirilebilir hâle geliyor ve bu firmalar 100–600 milyon dolarlık yıllık tekrarlayan gelirleri yüksek marjlarla elde ediyor. Kadın sağlığı alanında faaliyet gösteren Midi Health, hormon tedavisi konusunda uzman doktor eksikliğini AI sayesinde aşarak, yüz binlerce hastaya ulaşabiliyor ve maliyeti düşük tutarak önceki tedarik kısıtlamasını ortadan kaldırıyor.
AI’nın gerçekten kişisel ve ortam odaklı hâle gelmesi artık uzak bir gelecek değil. Telefonunuzda şu anda son model AI modellerinin yarısı kadar işlevsel sürümler çalıştırabiliyorsunuz; iki yıl önce bu gecikme 18‑24 ay iken bugün sadece altı aya düştü ve gelecek yıl aynı zamanda üç aya inmesi bekleniyor. Ancak hangi kullanım senaryolarının gerçekten değer yaratacağı hâlâ netleşmedi. Büyük dil modelleri, büyük bağlamı işleyip bireysel seviyede maliyet etkin kişiselleştirme sağlıyor; zamanla geri bildirim döngüsüyle ürünleri daha da iyileştiriyor.
Facebook’un yıllarca süren süper uygulama girişimleri, finans ve sosyal eğlenceyi birleştirme konusundaki zorluğu ortaya koyuyor. Amerikan tüketicileri, eğlence ve sosyal ürünler ile banka ve finans hizmetleri arasında içgüdüsel bir güven farkı taşıyor. Finansal işlemler yüksek güvenlik ve kesinlik gerektirirken, sosyal medya daha hafif bir tutum sergiliyor; bu iki dünya arasında bir köprü kurmak, hem güven hem de kullanım alışkanlıkları açısından büyük bir engel oluşturuyor.
Yorum Yap