Toplumların veri merkezi inşasını durdurmak için etkili bir strateji geliştirdiği artık açıkça görülüyor. NBC News, araştırmacıların 2026’nın ilk çeyreğinin ‘kayıtlardaki en çok engellenen ve geciktirilen veri merkezi projeleri’ dönemini oluşturduğunu bildirdi. AI istihbarat şirketi 10a Labs’in Data Center Watch projesi, protestocuların Ocak‑Mart ayları arasında ülke genelinde en az 75 projeyi, yaklaşık 130 milyar dolarlık değerde, engellediğini ya da geciktirdiğini raporladı.
Bu üç aylık dönemde kaydedilen engellemeler, projenin 2023’te başlatıldığı günden bu yana görülen en yüksek rakam ve bu durumun geçici bir dalgalanma olarak yorumlanması gerektiği görüşü reddediliyor. Araştırmacılar, toplulukların muhalefet oyun kitabını içselleştirdiğini, yasama oturumlarının resmi düzenleyici belirsizlikler yarattığını ve aktif muhalefet gruplarının sayısının 49 eyalette 833’e çıkarak iki katından fazla arttığını vurguluyor.
Bu hareketin politik etkileri de kaçınılmaz. İki parti, artan direniş karşısında veri merkezlerine karşı daha fazla sempati göstererek yaklaşan ara seçimlerde bu konuyu avantaja çevirebilir. Sosyolog Tressie McMillan Cottom, Kuzey Karolina’da organizatörlerle saha çalışması yaparak bu stratejiyi daha yakından inceledi. New York Times’ta yayımladığı bir köşe yazısında, Demokratların veri merkezlerini kampanya gündemine alması gerektiğini savunurken, ilk başta bu direnişi politik bir olasılık olarak görmediğini, sahada geçirdiği zamanın görüşünü değiştirdiğini belirtti.
Cottom, farklı siyasi görüşlerden insanların yerel inşaat projelerine karşı birleştiğini ve su hakları, arazi kullanımı, termodinamik gibi konularda politik eğitim oturumlarına katıldıklarını ifade ediyor. Vatandaşlar yalnızca gürültülü fabrikaların enerji maliyetlerini artırması, halk sağlığını tehdit etmesi ve yerel kaynakları tüketmesi konusunda bilgi edinmekle kalmıyor; aynı zamanda komşularıyla dayanışma içinde politik irade geliştirerek zorlukların üstesinden gelmenin deneyimini yaşıyor.
Yorum Yap