Conno Christou, sağlığını ölçümleyecek cihazları bir arada kullanıp yılda yüzden fazla biyobelirteci takip eden bir girişimcidir; ancak 35 yaşında bir spor salonu sonrası kolunda ortaya çıkan şişlik, hayatını kökten değiştirecek bir kanser teşhisine yol açtı.
İlk muayenesinde kanser dışı bir durum olduğunu düşündüren doktor, ardından yapılan preoperatif taramalarda sternumun arkasında 11×11×8 cm’lik bir kitle keşfetti. Biyopsi, nadir ve agresif bir non-Hodgkin lenfoma türü olduğunu doğruladı; bu hastalık genetik bir mutasyon sonucu ortaya çıkar ve yaşam tarzı ile ilişkilendirilmez. Tümörün üç ay içinde dördüncü evreye ulaşacağı tahmini, Christou’yu hızlı bir karar vermeye zorladı.
İlk onkolog, hafif bir kemoterapi protokolü önerdi; ikinci uzman ise hastalığın patolojisine dayanarak daha yoğun, altı ay sürecek bir tedavi planı önerdi. Başlangıçta iki uzmanın önerileri birbirine tamamen zıttı; Christou, veri odaklı yaklaşımını bu kritik kararda da sürdürdü. Kısa sürede ağ küresel ağındaki hematolog ve onkologlardan toplam 12 görüş topladı; sonuçta 11 uzman, agresif tedavi yolunu destekledi.
Tedavi sürecini bir şirket kurma maratonu gibi planladı; her kemoterapi döngüsünü belirli sprintler olarak değerlendirdi. 25 ay süreli zorunlu askerliğini hatırlayarak kendine “iyi bir asker ol” diyerek süreci disiplinle yönetti. Wearable cihazları (Whoop ve Oura) sayesinde bağışıklık sisteminin düşüş dönemlerini önceden tespit etti, sesli transkripsiyonla semptom günlüğü tuttu ve uyku, beslenme ile psikoloji üzerine odaklandı. Topladığı tüm veri – kan değerleri, tarama sonuçları, giyilebilir cihaz çıktıları ve günlük notları – Claude adlı büyük dil modeline yüklendi.
Claude, yalnızca bir arama motoru değil, tıp literatürünün tamamını içeren bir danışman gibi çalıştı; Christou’nun sorularını doğru yönlendirmesine yardımcı oldu. Bu tür bir yapay zeka, nadir hastalıklar için uzman bir onkologun yıllık tek vakasını bile aşan bilgi derinliğine sahiptir. Tedavinin sonunda PET taramasının belirsiz sonuç vermesi üzerine, Claude tarama verilerini analiz ederek genç hastalarda kemoterapi sonrası timus bezi aktivasyonunun sık görülen bir yanıltıcı bulgu olduğunu tespit etti ve %90 olasılıkla bu durumun hastalığın ilerlemesi olmadığını belirtti. Ek uzman görüşleri de aynı sonuca vardı; radyoterapi iptal edildi ve aktif bir hastalık bulunmadı.
Bu deneyim, Christou’ya sağlık sistemindeki verimsizlikleri gösterdi: sağlık çalışanları idari işlerle boğulmuş, aynı protokol farklı yaş gruplarına uygulanıyordu. Kendi şirketi Keragon, sağlık pratiklerini otomatikleştiren bir AI platformu sunuyor; ancak hasta olarak yaşadığı süreç ona insan‑yapay zeka iş birliğinin potansiyelini bir kez daha hatırlattı. Şimdi daha çok anı yaşama, işe ara verme ve mutluluğu şimdiki zamanda bulma çabası içinde. AI’nın hastalara sunduğu avantajların bir on yıl içinde değil, bugün gerçekleştiğini vurgulayan Christou, benzer bir durumda olanlarla deneyimlerini paylaşmaya hazır olduğunu belirtiyor.
Yorum Yap