İngiltere Başbakanı Keir Starmer, hâlâ görevinin başından bu yana iki yılı doldurmadan istifasını sundu; bu gelişme, ülkenin son on yılda altı kez başbakan değişikliği yaşamasının bir başka işareti oldu.
Starmer, seçim zaferinin ardından halkın yüksek vergi, kamu harcamalarında kesintiler ve altyapı hizmetlerindeki iyileşme vaatlerinin gerçekleşmemesiyle popülerliğinin hızla düştüğünü kabul etti. May’ın yerel seçimlerinde milletvekili adayları kaybetmesi ve 1.500 civarında belediye başkanını kaybetmesi, partisinin seçmenle bağını sarsarken, bu boşlukları Nigel Farage’in Reform UK partisi doldurdu.
Downing Street’teki resmi konutunun önünde yaptığı açıklamada, “Partim şu anda soruyor: beni bir sonraki genel seçimde yönlendirecek kişi olarak sürdürmek mantıklı mı?” diyerek, parlamenter partisinin yanıtını alttan almadığını ve kararı saygıyla kabul ettiğini belirtti. Bir sonraki genel seçim 2029’da gerçekleşecek olsa da, Starmer’in istifası partisinin iç dinamiklerini yeniden şekillendirecek.
2016 Brexit referandumundan bu yana Birleşik Krallık, David Cameron, Theresa May, Boris Johnson, Liz Truss ve Rishi Sunak gibi liderlerin ardı ardına görevden ayrılmasıyla tarihindeki en hızlı lider devir maliyesini yaşadı. Starmer’in durumunun kritik bir hal alması, Manchester eski Belediye Başkanı Andy Burnham’ın Kuzeybatı İngiltere’deki ara seçimde milletvekili seçilmesiyle ivme kazandı; Burnham, parti içinde güçlü bir popülariteye sahip ve Starmer istifa etmeseydi liderlik mücadelesine girme potansiyeli taşıyordu.
Starmer, yeni bir lider seçilene kadar başbakanlık görevini sürdürmeye devam edecek; bu sürecin Eylül ayında parlamentonun yeniden toplanmasından önce tamamlanması hedefleniyor. Temmuz 2024 genel seçiminde Labour’ın zaferi, 14 yıllık Muhafazakar iktidarın sonunu getirdi ve bu dönemde beş farklı başbakan görev yaptı. O zamandan beri Starmer, partinin tutarsızlığının yarattığı kaosa karşı eleştirilerini sürdürdü.
Gelişmeler izlenmeye devam edecek, yeni liderin kim olacağı ve politikanın gelecekteki rotası merak konusu. Bu değişim, İngiltere’nin hem iç politika hem de uluslararası konum açısından kritik bir dönüm noktası oluşturuyor.
Yorum Yap