2026 Dünya Kupası, sekiz Arap ülkesinin turnuvaya katılmasıyla tarih yazarken, aynı zamanda küresel jeopolitik gerilimlerin doruk noktasında gerçekleşiyor. ABD-İsrail savaşının İran’ı da içine alması, Orta Doğu ve Levant bölgesinden gelen taraftar ve sporcuların seyahat güvenliğini kökten sarsıyor; ABD Dışişleri Bakanlığı ise İran ve Haiti gibi ülkelerden gelen vatandaşların vizelerini tamamen askıya almış durumda.
İran Futbol Federasyonu’nun bildirdiği üzere, binlerce taraftarın biletleri iptal edildi; aynı zamanda ABD mahkemeleri, İranlı oyuncu ve teknik ekip üyelerinin maç günlerinde Meksika üzerinden ABD’ye giriş yapmasını zorunlu kıldı. Filistin Futbol Federasyonu Başkanı ise ABD’ye giriş yasağını deneyimlerken, Fas’tan gelen bazı taraftarların vizeleri reddedildi ve pahalı seyahat masrafları boşa gitti.
Orta Doğu dışındaki ülkelerde de benzer sıkıntılar görülüyor. Fildişi Sahili ve Senegal’den gelen futbol tutkunlarının vizeleri reddedilirken, ABD vizesi almış bir Somali hakem Miami’ye geldiğinde giriş izni verilmedi. Fildişi Sahili, Senegal, Tunus ve Cezayir gibi ülkelerden gelen bazı ziyaretçilerin ise giriş garantisi olarak 15.000 dolara varan teminatlar ödemeleri istendi; bu teminat sisteminin kasım ayı sonuna kadar geçerli olduğuna dair bir muafiyet ancak resmi bilet satın alıp 15 Nisan’a kadar FIFA’nın Öncelikli Randevu Sistemine (PASS) kaydolanları kapsıyor.
Bu uygulamaların arkasında karmaşık bir mülakat sistemi yatıyor. Her başvuru için aynı temel prosedür uygulansa da Dışişleri Bakanlığı, sosyal medya ve çevrimiçi aktiviteleri de inceleyerek genişletilmiş güvenlik kontrolleri yapıyor; sonuçta birçok başvuru, kesin bir zaman çerçevesi olmayan, haftalarca sürebilen idari işleme (administrative processing) adını verdiği aşamaya alınıyor. Vize aşamasında yapılan biyometrik kontroller – parmak izi ve yüz tanıma – sınırda ek gecikmelere ve hatta ek sorgulara yol açabiliyor.
Bu süreçlerin büyük bir kısmı yapay zeka tarafından yönetiliyor. Toronto’daki York Üniversitesi’nden hukuk ve antropoloji uzmanı Petra Molnar, göçmenlik ve sınır güvenliği alanında AI destekli algoritmaların karar verme mekanizmalarını yönettiğini belirtiyor. Department of Homeland Security’un 2025 AI Use Case Envanteri, telefon adli analizi, siber tehdit algılama ve dosya işleme gibi bir dizi AI aracının zaten kullandığını ortaya koyuyor. Yetkililer, kısa vadeli vizelerle ülkeye giren kişileri izlemeye devam ediyor; bu da şeffaf olmayan bir karar verme ortamı yaratıyor.
Sosyal medya gözetimi ise başvuru sürecinin bir parçası hâline gelmiş durumda; bir adayın online paylaşımları, sınırda beklenmedik bir sorun yaratabilir. ABD’nin “antisemitik aktivite” ve pro‑Filistin söylemlerine yönelik son tutumları, politik ifadelerin göçmenlik incelemesinde bir faktör olabileceği endişesini artırıyor. Bu belirsizlik, spor ekonomisi uzmanı Simon Chadwick’in de vurguladığı gibi, artan bilet fiyatlarıyla birleşerek “mükemmel bir fırtına” yaratıyor. Dünya Kupası’nın 8,9 milyar dolar gelir hedefi, TV yayın haklarından elde edilen 3,9 milyar dolar ve dinamik fiyatlandırma politikalarıyla daha da yükseliyor; final biletleri 10.000 doları aşabiliyor. Amnesty International raporu, 2026 turnuvasının biletlerinin 2022 Katar turnuvasına göre üç kat daha pahalı olduğunu gösteriyor. Bu maliyet artışı, yalnızca en zengin taraftarları değil, tüm futbol topluluklarını dışlayan bir yapı oluşturuyor.
Turnuva, artık sadece iki takımın sahada mücadele ettiği bir spor etkinliği olmaktan çıkıp, büyük bir endüstriyel süreç ve jeopolitik bir sahneye dönüşmüş durumda. FIFA’nın dinamik fiyatlandırma ve bağlam dışı sınır politikaları, futbolun evrensel doğasını tehdit ederken, hem organizasyonun hem de ev sahibi ABD’nin küresel imajına zarar veriyor. Bu durum, sporun yumuşak güç olarak kullanılabilecek potansiyelini gölgeliyor ve gelecekteki büyük etkinliklerde benzer sıkıntıların önüne geçilmesi için daha şeffaf ve adil bir vizeler sistemi gerektiğini gösteriyor.
Yorum Yap